Kalem Kırmak

Haziran 7, 2013  |  GENEL

Bu hafta ilkokul 4.sınıftaki kızımın proje ödevi vardı. Bir üründe inovasyon uygulaması yapmak; daha doğrusu hayal etmek ve onu tasarlamak projenin esasıydı. Kızım kalemi seçti ve yazmaktan hoşlanmayanlar için konuşurken yazan kalemi tasarlamak istedi.

Kalem birdenbire aile gündemimize düşüverince, ben de pazarlama tarafından bakmaktan kendimi alıkoyamadım.

Ürün çeşitliliği açısından en zengin ürünlerden biridir kalem. Hedef kitlesi açısından geniş bir portföye sahipken boya kalemleri, kaligrafi kalemleri, dolma kalemler ve mevcut yerli ve uluslararası marka ve ürünlerini de yerleştirisek aynı zamanda segmentasyonun farkedildiği ve niche dokunuşları da kolaylıkla görebileceğimiz bir pazar. Fiyat açısından yine marka ve kullanım alanına göre ekonomikten lükse varan bir skala içerisinde özellikle okul zamanlarında promosyona ve dönemsel satış taktiklerine açık bir ürünle de karşı karşıya gelebiliriz. Sosyal sorumluluk projeleri ve etkinlikler açısından da yaratıcılığın sınırı olmayacak bir fırsat ürünü aynı zamanda.

İletişim boyutunda ise hikayelere çok açık. Ağaçtan yapılması doğalı çağrıştırırken, çevreye duyarlılığı da eş zamanlı akla getirir. İkilemler de iletişimin bir boyutu değil mi?

İlkokul yıllarında kurşun kalemle başlayan serüven, öğrencilikte uçlu kalem, tükenmez kalem, keçeli kalem, fosforlu kalem olarak bizle birlikte gelişirken, iş hayatına başlayıp da “patron”luğa giden yolda bizi asla bırakmaz. Önemli imzalar hep belli kalemlerle atılır, belli kalemlerin uğuruna inanılır.

Peki kalemde kriz hiç mi olmaz? Olmaz mı…

Kalemin ucunun kırılması ya da kalemtraşa ihtiyaç duymak öğrencilik yıllarının sorunu iken dilimizde “kalem kırmak” önemli bir soruna dikkat çeker. Basında “kalemini satacağına, kır” denir ki gazeteciler tarafsızlığı ve haberciliğini asla unutmasınlar; hukukta “kalem kırmak” hakimin idam cezası verdiği zaman uyguladığı bir harekettir. Bir işarettir. Resmi kurumlarda makamların “kalem”i olmak da hem sırdaşı hem işbitiriciliği anlamlarını da yükler kaleme.

Bir de öfkeden kalem kırmak vardır. Duygu ve düşünceleri, itirazları dillendirmek yerine masa başındayken “kalem kırarak” dışa vurmak vardır. Aman dikkat edelim. Böyle bir öfkeyle kırılan kalemden hiçbir zaman “kurşun” çıkmasın…

NOT: Bu yazıyı kaleme aldığımda “direngezi” 11.günüydü.


Yorum yazın

Comment moderation is enabled, no need to resubmit any comments posted.