Made in P.R.C

Mayıs 26, 2013  |  GENEL, MARKA BUL  |  Yorum Yok

“Bone China”… Aman dikkat; sakın kırılmasın! Çünkü çok kıymetli, ışığı geçirgen, sesi ahenkli ,kendi çok değerli, fiyatı da pahalı idi çocukluğumdaki algı. Çin porseleni ne kadar özelse , “Son İmparator” filmi de bir o kadar fenomendi.

Pekin’e 1991’de gittiğimde büyülenmiştim. Çin Seddi’nde yürürken, Pekin Ördeği menüsünün özenle sunumundan, kaldığımız otelden, sokak aralarında yaşadığımızdan çooook farklı hayatlardan etkilenmiştim.

Sonra birdenbire Çin=Ucuz, Çin=Kalitesiz, Çin=Çakma algıları yerleşti zihinlerimize. Çocuklara oyuncak mı alıyoruz hemen bakıyoruz Çin Malı mı diye; birşeyler taklit gibi mi göründü ,hemen inceliyoruz arkasını Çin Malı mı diye… Baktılar olmadı Made In China oldu Made In P.R.C. Hani daha sofistike daha iyi ; ya da China yazmayınca olur diye belki de…

Milward Brown, 2013 yılının marka değeri en yüksek şirketleri açıkladı. İlk 3 sırada Apple, Google ve IBM ile teknolojik hayatımızın vazgeçilmezleri, 4 ve 5.sırada ise FMCG sektörü Mc Donald’s ve Coca-Cola var. Açlığımızı yatıştıranlar kategorisi gibi.

China Mobile ise bu listeye 10.sıradan giriyor (sektörel yakını Vodafone 17.sırada). Ardında ise 8 Çin markasını daha sürüklüyor. Genellikle finans ve enerji şirketleri olsa da ilk 100 içerisinde 9 tane Çin markası var. Birçok “lovemark” şirketin çok çok üzerinde değerlerle hem de.

Marka değeri en yüksek 100 küresel şirketin %10’u Çin’den, ekonomik ve konjonktürel resmi görebilmek için yeterli mi? Markalar için ne diyorsunuz? Markalaşma yatırımları yerinde mi?

Made in China or Made in P.R.C?

Cannes mı, Kan mı?

Mayıs 25, 2013  |  GENEL  |  Yorum Yok

Cannes mevsimi açıldı. Önce Film Festivali ile yıldızların geçidini izledik. Basın haberlerinden, magazin sayfalarına kadar ne giydiler, ne(relerini) gösterdiler, kim bakımlı, kim yaşlanmış, kim ne takmış hepsini öğrendik. Partiler, sahteler, güzeller, filmler, kırmızı halılar….

Haziran da Reklam Festivali ve Ödülleri ile geçecek. Reklamveren, ajans ve yapımcıların koşuşturmaları, toplantıları, organizasyonları ile basında film festivali kadar haber olmasa da sektörel yayınlarda, kulislerde, sosyal medyada sıkça duyacağız, okuyacağız Cannes maceralarını.

Diğer yanda dünyanın her yerinde kadına karşı artan şiddet, Avrupa’da önce İngiltere sonra Fransa’da sokak ortasında saldırılar, Ortadoğu’nun durumu zaten malum…

Cannes mı, kan mı? Cannes Festivali bitinceye kadar kan durur mu? Kan durmaz da Cannes biter mi?

Kanmak bu kadar kolay mı?

Kurumsal İlet(iş)im

Mayıs 8, 2013  |  ANALİZ BUL, GENEL  |  Yorum Yok

İş mi?

İletim mi?

İlmek mi?

İlim mi?

Kurumsal mı yoksa kuramsal mı?

Kurumsal İletişim’in bir iş kolu haline gelmesi aslında çok yeni değil. Bildiğimiz “Halkla İlişkiler”in genişletilmiş ve geliştirilmiş versiyonu gibi algılanıyor. Pazarlamada bir araç mı ya da bir aracı mı diye bakarsak her ikisi de… Bugünün karmaşık sosyal paydaş yapısında sadece “halk”,kurumları “ilişki’lendirmeye yetmiyor diye belki de.

İletim mi? Evet; aslında mecralar tarafından bakarsak kurum olarak vermek istediğimiz mesajları iletmek. Ama iletişim olabilmesi için karşılığının da olması gerekir. Verdiğimiz mesajın algılanması, yansıtılmas ve yorumlanması eksiksiz, hatasız ve kurum açısından olumlu mu? “İleti” bir kutunun içinde saklı mı kalmış yoksa tam bir “iletişim”e mi dönüşmüş? İleti’yi yaptığımız bir basın mensubuysa, onun iletimi nasıl olmuş bizi haberleştirirken? Net mi, pürüzlü mü?

İlmek mi? Evet… İlmek ilmek işlemek itibarı, imajı ve markanın olmazsa olmazlarını… Bazen elinize iğnelerin battığı kriz durumları, bazen gizinin ayrıntılarda saklandığı, bazen çok yeni bir proje için taze başlangıçlar, bazen de çok markalı kurumlarda dengeli renklerle ince ince işlemek işi bir anlamda.

İlim mi? Evet sonuna kadar ilim. Bilgi kadar bilgeliğin ve tecrübenin esas olduğu, ölçümlenebilen ve bazen sonuçlarının ve karşılaştırmaların uzun yıllara dayandığı bir ilim. Tüketim ve satın alma davranışlarımızda kalbimizin sesine tanıklık edebilen ve duygularımızla harekete yön verebilen bir ilim.

Kurumsal mı kuramsal mı derseniz tamamen kurumuna bağlı. Kiminde sadece adı var, çalışanı var ama kuramsal kalmış; kiminde ise A’dan Z’ye köklenmiş bir kurumsal yapı halini almış. Bir yokmuuuş, bir varmış…